Çok eskilerden beri ticaretin olmazsa olmazları arasında yer alan Faktoring fırtınası, Antik Roma döneminden bugünlere nasıl geldi? Gelin, birlikte inceleyelim…

Antik Roma’da, zengin üretici ve tüccarlar, mal ticaretlerini yönetmek için bir aracı/faktor kullanıyordu. Bu faktor aracıların kullanımı ise Orta Çağ boyunca gelişen bir seyir gösterdi.

Avrupa ülkelerinin kolonileşme döneminde (16. yy’dan sonra) kendi ülkelerinden tüketici malı ihraç edenler ticaretlerini artırabilmek için bu aracıların yardımına gereksinimi duydular.

Faktorlara duyulan ihtiyaç, 19. yüzyılda ABD’de yeniden kendini gösterdi. Hızla artan nüfus, Avrupa mallarına talebi artırdı. Talebe hemen cevap verebilmek için de stokta mal tutma ihtiyacı oluştu.

4

Depolama, tahsilat, teslim gibi hizmetler veren faktorlar, satılan malların değeri üzerinden bir komisyon alıyor ve bu bedeli satıcıya yapılan ödemeden kesiyordu. Hızla büyüyen faktorlar, zamanla kendilerine konsinye gönderilen mallar karşılığında ihracatçılara kredi vererek destek olma düzeyine geldiler.

19. yüzyılın ikinci yarısında, iletişim ve ulaşım sistemlerinin gelişimi ile Amerikalı faktorların rolleri önemli ölçüde değişti. Ürünler numune kullanarak çalışan satış aracıları tarafından doğrudan alıcıya satılmaya başlandı. Dolayısıyla, depolama, pazarlama ve dağıtım hizmetlerine duyulan ihtiyaç ortadan kalktı. Ancak ihracatçılar hala finansal hizmetlerden yararlanmayı sürdürmek istiyorlardı.
1960’larda ise alacakları toplam ciro bazında üstlenme metodu ortaya çıktı. İşlemler bazen rüculu bazen rücusuz olmakla beraber alıcıya her zaman ihbarda bulunuluyordu. Finansman sağlayan ise tahsilatını alıcıdan yapıyordu. Bu modern faktoring’in ayak sesleriydi…
1960’lardan bugüne sürdürülebilir gelişimine devam eden faktoring enstrümanı, FCI gibi kuruluşların da katkısıyla, ticaretin önemli bir parçası haline gelmiştir.